ABD yönetiminden yeni yaptırım kararı. Netanyahu da destekliyor
ABD yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane ile kıdemli duruşma savcısı Abdoulaye Seye hakkında yaptırım kararı aldı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başkanı Japon yargıç Tomoko Akane ile Senegalli kıdemli duruşma savcısı Abdoulaye Seye'ye salı günü yaptırım uyguladığını açıkladı.
Karar, ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen yıl UCM'ye yönelik yaptırımlara yetki veren başkanlık kararnamesi kapsamında alındı.
Rubio, X hesabından ve resmi açıklamasında, yaptırımların Amerikalıları bu "düzmece mahkemeden" koruma kararlılığı doğrultusunda uygulandığını belirterek, "Bu kişiler, hükümeti UCM'nin yargı yetkisini kabul etmemiş yetkilileri soruşturma, tutuklama, alıkoyma veya yargılama girişimlerine doğrudan dahil olmuştur" ifadesini kullandı.
Rubio ayrıca mahkemenin, Trump'ın sert göç politikalarını uygulayan veya uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere operasyon düzenleyen personelin yanı sıra diğer ABD askerleri için de tehdit oluşturduğunu savundu.
Yaptırımlar, Akane ve Seye'nin ABD'deki olası mal varlıklarını donduruyor ve uluslararası faaliyet gösteren neredeyse tüm bankalarla bağı bulunan ABD finans sistemine erişimlerini fiilen engelliyor.
ABD Hazine Bakanlığı ise aynı gün yayımladığı genel lisansla, Akane ve Seye'yi içeren mevcut işlemlerin 17 Eylül'e kadar kademeli olarak sonlandırılmasına izin verdi.
Yaptırım uygulanan isimlerden Seye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri talep eden iddia makamı ekibinde yer alıyor ve aynı zamanda UCM yargıçlığı seçimleri için aday gösterilmiş durumda.
UCM'DEN KINAMAUCM yaptığı yazılı açıklamada kararı kınayarak yaptırımların hukukun üstünlüğünü baltaladığını bildirdi.
Mahkeme açıklamasında, "Hukuku uyguladıkları için yargı mensupları tehdit edildiğinde, bizzat uluslararası hukuk düzeni riske atılmış olur" ifadelerine yer verildi.
UCM Başkanı Akane de aralık ayında yaptığı uyarıda, ABD yaptırımlarının mahkemenin tüm durum ve davalardaki işleyişini hızla zayıflatacağını ve kurumun varlığını doğrudan tehlikeye atacağını belirtmişti.
ABD'nin bu adımı Avrupalı müttefikleriyle de görüş ayrılığına yol açtı. Mahkemeye ev sahipliği yapan Hollanda'nın Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, X hesabından yaptığı açıklamada son ABD yaptırımlarını onaylamadıklarını duyurdu.
Berendsen, "Uluslararası mahkemeler ve yargı organları görevlerini özgürce yerine getirebilmelidir" diyerek süregelen desteklerini ele almak üzere Akane'yi görüşmeye davet ettiğini kaydetti.
NETANYAHU KARARDAN MEMNUNİsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Washington'ın kararına destek vererek Rubio'ya teşekkür etti.
Netanyahu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, "UCM, uluslararası hukuk dilini kullanarak güç suiistimalini gizleyen ve adaletin temel ilkelerini baltalayan düzmece bir kuruma dönüşmüştür" dedi. Netanyahu, Rubio'nun mahkemenin "gayrimeşru yetki aşımına" karşı sergilediği çabayı takdir ettiğini ve UCM'yi yöneten "yozlaşmış yetkililerin sonuçlarla yüzleşeceğini" söyledi.
Trump, temmuz ayı sonunda yaptığı bir açıklamada mahkemenin kendisiyle ilgilenebileceğini esprili bir dille dile getirerek, "Uluslararası Ceza Mahkemesinin benim peşime düştüğüne dair bir bilgi yok. Gerçi böyle bir şey de olabilir" demişti.
Trump ayrıca yürüttükleri yaptırım mücadelesinin kendisinden ziyade Netanyahu'yu ve diğer yetkilileri kovuşturmalardan korumayı amaçladığını ifade etmişti.
Rubio geçen ay yaptığı açıklamada, diğer ülkeleri mahkemeden ayrılmaya ikna etmeye dönük diplomatik bir seferberlik dahil olmak üzere UCM'yi zayıflatma çabalarını artıracaklarını söylemişti. En az beş ülke bu çağrıya uyarak adım attı.
ABD ile UCM arasındaki gerilim daha önce de yargıya taşınmıştı. Üç UCM yargıcı, yaptırımların hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle haziran ayında Trump ve yönetimine dava açtı.
Hak savunucusu gruplar da iki ayrı davada, ABD'nin yürüttüğü yaptırım politikasının, dünyadaki vahşet suçlarına karşı adalet aramak için mahkemeyle çalışan örgütlerin anayasal haklarını ihlal ettiğini savundu.
GEÇEN YIL DA YAPTIRIMA TABİ TUTULDULARABD, Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki tutuklama emirlerinin yanı sıra ABD askerlerinin Afganistan'daki faaliyetlerine yönelik geçmiş soruşturmayı gerekçe göstererek Şubat 2025'te de savcılar ve yargıçlar dahil bazı UCM yetkililerine hedefli yaptırımlar uygulamıştı.
Yaptırımların hedefindeki isimler arasında o dönem başsavcılık görevini yürüten Karim Khan ve sonrasında dört yargıç yer almıştı.
Washington yönetimi ayrıca Roma Statüsü'nde Trump ve Amerikalı yetkililerin soruşturulmasını yasaklayan bir düzenleme yapılmasını talep etmişti.
Eski Başsavcı Khan, Temmuz 2026'da cinsel taciz suçlamaları nedeniyle UCM üyesi 125 ülkeden 82'sinin oyuyla görevden uzaklaştırıldı.
Suçlamaları reddeden Khan, 2023 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rusya Çocuk Hakları Komiseri Maria Lvova-Belova hakkında, 2024 yılında ise Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.
Khan'ın görevden alınmasının ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı, yargılanması için iadesini talep edeceğini duyurmuştu.
Moskova yönetimi, UCM Başkanı Tomoko Akane hakkında da arama kararı çıkarmış durumda.
Mahkemenin yargı yetkisini tanımayan Rusya'da Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, UCM'nin Rus liderliğine yönelik kararlarını uygulama girişimlerinin savaşa yol açabileceği uyarısında bulunarak, "Olayların en kötü senaryosunda bu tür kararların uygulanması kelimenin tam anlamıyla savaşa yol açabilir" demişti.
Uluslararası toplum tarafından savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, soykırım ve saldırı suçlarını kovuşturmak üzere kurulan Lahey merkezli UCM, 2002 yılından bu yana faaliyet gösteriyor.
Mahkemenin yargı yetkisini 125 devlet tanırken; ABD, Rusya, Çin, Hindistan ve İsrail bu yetkiyi kabul etmiyor.
Mahkemeye hiçbir zaman taraf olmayan ABD'nin aksine UCM, yalnızca üye bir devletin vahşet suçlarını bizzat kovuşturmaktan aciz olduğu veya buna isteksiz kaldığı durumlarda devreye giriyor.
Bununla birlikte UCM Statüsü, taraf olmayan devletlerin vatandaşlarının taraf devletlerin topraklarında işlediği vahşet suçlarını da yargılama yetkisini mahkemeye tanıyor.